Feeds:
Yazılar
Yorumlar

cd-edited-by-gunes

Bu CD’yi Doğuma Hazırlık ve Doğum Sonrası Destek Merkezimiz DOUM‘un eğitimlerinde kullandığımız nefes çalışmalarından derledik.  CD’deki nefes çalışmalarını düzenli olarak dinleyip uygulayarak hem daha rahat bir hamilelik geçirebilir hem de daha kolay bir doğum için hazırlanabilirsiniz.

 

55 dakikalık bu ses CD’sinde 9 ayrı nefes çalışması var.

 

CD’yi hazırlayan ve seslendirenler:

Başak Kutlu Atay

Doğuma hazırlık eğitmeni, hamile yogası eğitmeni

Nur Sakallı

Doğum destekçisi (doula), doğuma hazırlık eğitmeni, hamile yogası ve anne-bebek yogası eğitmeni

 

CD İçerik

  1. Giriş
  2. Nefes farkındalığı
  3. Dönüşümlü nefes
  4. Anne ve bebek nefesi
  5. Gevşeme nefesi
  6. Pelvik taban çalışması
  7. Doğum nefesi
  8. Ikınma nefesi
  9. Derinleşme nefesi
  10. Derin gevşeme

Not: Bu CD yalnızca dinleyerek uygulama yapmaya yöneliktir.  Dolayısıyla görüntü içermez.

Ücret: 21TL

Email yoluyla sipariş vermek isterseniz karşı ödemeli olarak kargoya veriyoruz: do-um@do-um.com

Hamile Yogası DVDmiz ile de ilgilenebilirsiniz.

Hamile Yogası DVD

dvd-edited-by-gunes

Düzenli bir hamile yogası uygulaması ile hem daha rahat bir hamilelik geçirebilir hem de daha kolay bir doğuma hazırlanabilirsiniz.

 

115 dakikalık DVDnin içinde 75 dakikalık hamile yogası dersine ek olarak 5 adet kısa çalışma bulunmaktadır. Yoga dersini uygulayacak yeterli zamanınız olmadığı günlerde bu kısa çalışamalardan faydalanabilirsiniz:

Doğuma hazırlık amaçlı kalça çalışması

Doğuma ve sonrasına yönelik güçlendirici çalışma

Kesik ve yırtıkları önlemeye yönelik perine çalışması

Hamilelikte rahatlama ve emzirme dönemine hazırlık amaçlı omuz açıcı çalışma

Pilates topu ile günlük çalışma

 

Bu DVD’yi hazırlayan eğitmenler hem hamile yogası hem de doğum konusunda uzmanlaşmışlardır. Dolayısıyla çalışmalar hamilelik dönemine yönelik olduğu kadar bedenen ve zihnen doğuma ve anneliğe hazırlamanıza destek olacak şekilde hazırlanmıştır.

Hamile Yogası DVD

DVD’yi hazırlayan ve sunanlar:

Başak Kutlu Atay

Hamile yogası eğitmeni, doğuma hazırlık eğitmeni

 

Nur Sakallı

Hamile yogası eğitmeni, doula, doula eğiticisi, doğuma hazırlık eğitmeni

 

Sepin Sinanlıoğlu İnceer

Hamile yogası eğitmeni, farkındalıkla ebeveynlik (Aletha Solter) eğitmeni

 

Ücret: 32TL

Email yoluyla sipariş vermek isterseniz karşı ödemeli olarak kargoya veriyoruz: do-um@do-um.com

Hamilelik ve Doğumda Nefes Çalışmaları CDmiz ile de ilgilenebilirsiniz.

Can, Elif ve Utkan’ın Hikayesi

Blogumuzda hem DOUM ailelerinin hikayelerine hem diğer ailelerden gelen hikayelere, hem olumlu hem olumsuz, hem normal hem sezaryen doğum hikayelerine yer veriyoruz.  Bu nedenle hikayeleri aşağıdaki gibi kısaca işaretliyoruz.  Böylece hangilerini okumak istediğinize önceden karar verebilirsiniz.

39. haftada doğal doğum

Dr: Gülnihal Bülbül

Ebe: Özlem Karabulut

elif dogumGünlerden 19 Kasım 2015 Perşembe.

39+0 dayız.40.hafta başlamış. Takvim tahmini doğum tarihine 7 gün kaldığını gösteriyor.

Son haftayı oldukça aktif geçirdik eşimle, dışarıda kahvaltılar ettik, Kadıköy / Moda keyiflerimize devam ettik, doğumdan bir gün önce sinemaya bile gittik🙂 Ertesi gün oğlumuzla kavuşacağımızı biz de bilmiyorduk ; ama artık bekliyorduk.

Oğlumla ” artık gelebilirsin oğlum, seni bekliyoruz ” şeklinde konuşuyordum.

38+6 ‘ da yani 18 Kasım Çarşamba akşamı saat 9 gibi nişanımın geldiğini fark ettim.Demek ki artık doğum yakın diye sevindim. Rahatladım…Artık kavuşma için hazır bekliyorduk. ( Son haftalarda bebeğinizle kavuşma isteğiniz en üst seviyeye ulaşıyor ve anne adayı sabırsızlanmaya başlıyor. Hepsi çok güzel, çok özel duygular… ) O akşam sevdiğim bir yazarın romanını okudum, gayet sakin ve huzurlu bir şekilde sabaha gözlerimi açtım.

Belimin arka kısmında kuyruk sokumuna doğru hafif ağrı hissettiğimi fark ettim.Saat 11.30′ da  doktorum Gülnihal Bülbül ile randevum vardı. Muayeneye gittiğimde açıklığın 1 cm olduğunu söyledi. Kaslarımı kastığımı ve kas spazmı yaşadığımı da ekledi. Belimdeki ağrı hissinin nedeni de buymuş. Eşimin yapabileceği, eğitimde de gördüğümüz bir masaj gösterdi. Bekleyeceğimizi söyledi. Akşam da olabilirmiş, bir iki gün de sürebilirmiş. esprili bir dille doğum ekibi için kek pişirmemi, günü güzel, sakin ve rahat bir şekilde geçirmemi tavsiye etti. ( Keki pişirebilseydim güzel olacaktı; ama keke konsantre olabilecek enerjim hiç olmadı eve gelince; ama pişirebilenler olduğunu da duymuştum eğitimde, ben yapamadım :))) )  Doktordan çıkınca eve yürümeye karar verdik.Doktorun muayenesi ile ev arası oldukça yakın, 15 dakika kadar sürüyor. Sabah kahvaltı etmemiştim.Nedense iştahım yoktu o gün. Eve yürürken yiyecek bir şeyler canım çekti. Paketin hazırlanmasını beklerken, ağrılar biraz daha hissedilir olmaya başlamıştı.Sanırım onlar dalgaydı🙂 ( Evet, dalgaymış, o anlarda hiç anlayamadım : ) Ben yalnızca belime bir ağrı saplanıyor sonra geçiyor diye düşünüyordum ve hep daha şiddetli bir acı bekliyordum. Sanırım ondan da anlayamadım. ( Artık yazarken dalga yazacağım; ama o anlarda dalga olduğundan bir haberdim. Şuursuz doğuran Elif  modeli🙂

Dalga geldikçe dalgaya konsantre oluyorsunuz içgüdüsel olarak, dalga geçtikçe hiçbir şey yokmuş gibi gündelik rutininize devam ediyorsunuz. Dalga sonrası müthiş bir rahatlama geliyor. ( Dayanılmayacak gibi bir durum asla söz konusu değil, tersine benim gibi  ” ne oluyor ? ” şeklinde dahi bulabilirsiniz kendinizi. )

Eve yürümemiz en az 1 saati buldu . Yollarda durup, dinlenerek, eşime yaslanarak, oturarak, eşimin belime masaj yaparak beni rahatlatmasıyla ancak eve gelebildim. O merdivenleri çıkmak da oldukça zorladı beni. 1 cm açıklık için bu kadarı fazla diye düşündüğümü hatırlıyorum . ( Açıklığın artmaya başladığını anlayamadım tabii . ) Bu sıralarda eşim beni doğurduğuma ikna etmeye çalışıyordu, ben kabul etmiyordum.” Hayır, daha şiddetli bir his gelecek ;daha zamanımız var ” diye düşünüyordum.

Eve gelince hemen yatağa uzandım.Uzanmak bana iyi geliyordu. Sessizlik, sakinlik… Dalga gelince kalkıp yürüyordum, lavaboya gidiyordum, eşimi çağırıp masaj yapmasını söylüyordum. ( O anların akıntısına öyle bir bırakmışım ki kendimi, doğurduğumu bu yüzden anlayamadım sanırım.Yaptığım her hareketi de içgüdüsel olarak yapıyordum, bir şey düşünmüyordum. Kas spazmım da var, bugün doğurmam ben diyordum kendi kendime. )

Rahatsızlık hissi biraz daha artınca küveti doldurduk, belime sıcak su tuttum. İyi geliyordu. İçgüdüsel olarak insan değişik hareketler yapıyor. Bana kedi pozisyonunda durmak çok iyi geldi. Hiçbir şey yiyip içemedim, iştahım tamamen kapanmıştı. Midem bulanıyordu; ama çıkaramıyordum. ( Şimdi yazarken gülüyorum, gerçekten nasıl anlayamamışım ben o anlarda . Eğitimde izlediğimiz videolardaki sürecin aynısı yaşıyormuşum. Canım eşim beni ikna etmek için çok çabaladı; ama nafile. Dediğim dedik bir haldeydim. )

Ara ara doktorumla ve doğum sürecinde bizim yanımızda olacak olan ebemiz Özlem Karabulut’la haberleşiyorum. Özlem’ e diyorum ki ” 1 cm açıklık için bu hissettiklerimin dozu biraz fazla gibi ? Bu şekilde giderse sanırım epidural taktırmak iyi olabilir . ( Oysa doğal doğum için hazırlamıştım kendimi, epidural sözünü ettiğim için kendime de kızıyorum bir yandan. O anlarda yani epidural isteğimin dile döküldüğü anlarda  Özlem de ” Pasif Fazda olduğumu, eğer çok zorlanırsam 4 cm açıklıkta Epidural alabileceğimi ; ama açıklığın 4 cm e ulaşmış olması gerektiğini” söylüyor. Eşim, ebemizi çağırmamızı söylüyordu sürekli; ama ben kendimi bir türlü doğurduğuma ikna edemedim, ta ki kasılmalar başlayana kadar…Hatta o zaman bile tam olarak ikna olmuş değildim. Hep daha dayanılmaz bir şey olacak, o daha olmadı diye beklediğimi hatırlıyorum. Oysa ki öyle bir şey yokmuş. Geçiş Fazını geçiriyormuşum o yazışmalar sırasında. Neredeyse bitmiş üstelik🙂 Derken birden bir ıkınma hissi geldi, o an başka bir şey yapmak mümkün değil!!! Lavaboya koştum. Ikınma hissi gelince peş peşe 3 kez ıkınıyordum. Doktoruma ve ebeme durumu yazdım, doktorum hastaneye gidip Nst çektirmemi ve açıklığın kontrol edilmesini istedi. Ayaklanabilsem gideceğiz ama ne mümkün, ıkınma hissi beni esir almış. Özlem’ i eve çağırdım açıklığı kontrol etmesi için.(Sonunda çağırmam gerektiğine ikna olmuştum.) Ikınmalar sırasında bir ara kan gelmeye başladı. Doğurduğumu o zaman anladım.Birçok doğal doğum videosu izlemiştim ve kan geldiğinde bebek doğmaya yaklaşmış oluyordu.)Aktif Faz’daydım. Bebeğin hareketlerini hissetmediğim için endişelendim bir anda. Kan da gelince, Özlem; direkt hastaneye gitmemizi, kendisinin de hemen geleceğini söyledi. Saat 4 olmuş bu arada. Muayeneden beri 5 saat geçmiş. Evden apar topar çıktık, ne hazırladığımız hastane çantalarını aldık, ne poşetleri . Öylece çıktık gittik.Eşim de ben de doğumun o an olacağını sanmıyorduk hala! Ertesi gün olur diye düşünüyorduk. Hastaneye gideceğiz, ebe açıklık kontrolü yapacak, nst çekilecek, eve geleceğiz. Aklımızda bu düşünce var.Yolda yürürken bebeğin hareketini hissedip rahatladım.Taksi bulmak için yürürken de ıkınmaya devam ediyordum yollarda. Taksiyi de hemen bulamadık.Ikına ıkına taksi bekledim.Sonunda bir tane boş taksi bulabildik. ( İstanbul işte! ) Takside ıkınmaya devam ederken birden bir sıvının boşaldığını hissettim.Kan veya su diye düşündüm. Taksi şoförüne telefon geldi bu sırada, kendisi de panik olmuş olacak ki bizi hastaneye yetiştirmesi gerektiği ile ilgili bir şeyler söyledi hızlıca ve mümkün olan en çabuk şekilde hastaneye ulaştık. Trafik yoktu neyse ki gittiğimiz güzergahta. Yoksa takside doğurmam yüksek bir ihtimaldi.

Hastaneye varınca, doğumhaneye gideceğimizi söyledik.Beni o halde görünce hemen tekerlekli sandalye getirdiler. Doğumhaneye çıktık. Sezen Ebe yardımcı oldu. Direkt doğum masasına yattım.Açıklık kontrolü için muayene etti ve 8 cm civarında olduğunu söyledi.Doğum başlamış değil ; artık kavuşma anımız çok çok yakındı. Eşim de ben de çok şaşkındık. Ben açıklığın bu kadar kısa sürede artmış olmasından dolayı şaşkındım. Eşim de o an doğuruyor olduğumdan dolayı şaşkındı sanırım. Eve dönüp eşyaları alıp gelmek istedi o an ki panicle, ebemiz Özlem gelince yollamadı ; yoksa doğumu kaçıracaktı.

(Genellemeler herkese uymuyor, ilk doğumda açıklık artması için beklenir vs gibi … Zaten herkesin vücudu farklı, doğum da öngörülebilir bir durum değil, ne olacağını ancak o an anlayabiliyorsunuz . Ben çok kolay bir doğum yapacağıma inandım hamilelik süreci boyunca, eşim de aynı şeyi söylüyordu. Aksini hiç düşünmedim.Hep olumlu imgelemeler yaptım. Sütüm bol olacak, doğum kolay olacak, her şey güzel olacak şeklinde. Doğumdan hiç korkmadım, korkulacak bir yanı olduğunu hiç düşünmedim.Doğal bir süreç, neden korkulması gerekilsin ki ? Bedenimiz ve bebeğimiz ne yapacağını biliyor, biz sadece kendimizi akışa bırakacağız o kadar. Kesinlikle faydasını gördüğüme inanıyorum bu imgelemelerin. ) “Zihin neye inanırsa beden onu takip eder.” Eğitim’den beynime kazınan çok sevdiğim bir söz.Nefes egzersizini çok az kullandım evdeki süreç içerisinde pasif ve geçiş fazındayken. Kendi konsantrasyonum bana yeterli gelmişti o an için. Kendimi akışa bırakmıştım…İç sesime kulak verip iç sesimin beni yönlendirmesine izin verdim.

Kaldığımız yerden devam edelim . Hastaneye gittiğimizde gelen sıvının su olduğunu gördüm, hemen rengine bakmıştım.Şeffaf, rahatladım…Her şey yolundaydı, her şey istediğim gibi gelişiyordu. Doğuruyordum ve gerçekten anlamadan doğuruyordum.Herkesin sözünü ettiği, büyüklerin zor dediği doğum bu muydu yani! Ne diye korkutuyorsunuz ki anne adaylarını, doğum kola  doğum keyifli…Kimsenin sözüne bakmayın, kendinize güvenin.

Sezen Ebe çok iyi bir durumda olduğumu söyledi.10 dakika geçmedi, ebemiz Özlem geldi. İyi ki geldi, evde yan yana olamadık fazlarda ama onun varlığı beni rahatlatmaya yetti. Doğum ortamı çok sıcak, samimi ve içtendi.Doğumhane gibi değildi. Doğum masasına yatacağımı düşünmemiştim ama o an çok rahatlatıcı geldi.Ebemiz doktorumuzu aradı ve tam açıklık olduğunu söyledi üstelik bebeğin kafası +2 deymiş. Saçlarına dokunabileceğimi söyledi. Uzanıp dokundum, tarifi mümkün olmayan bir an, bir his… Bebeğime ilk kez dokunabiliyordum. Doktorum, ebemize tam yetki vermiş bu arada, İstanbul trafiğinde yetişememe ihtimali riski dolayısıyla. Hemen ulaşmaya çalışacağını söylemiş. 15 dakika kadar sonra doktorumuz da geldi. Oğlum bekledi doktorumuzu. Bu sırada ıkınmalar geldikçe ıkınıp diğer zamanlarda sohbet ediyorduk.Doğum hızlı ilerlediğinden içinde oksitosin olan serum taktılar, kanamayı kontrol etmesi için. Onun dışında ağrı kesici almadım. Tamamen doğal bir doğum oldu. İstediğimiz gibi oldu. Bu yüzden de ayrıca mutluyum. Hiçbir keşkem yok, bence olabilecek en iyi şekilde oldu. Dalgaları evde aşıp doğum başladığında hastaneye gitmek ve direkt doğumhaneye geçmek de çok iyi gelmişti. Özlem de doktorum Gülnihal Hanım da beni desteklediler doğum sırasında. Hayalini kurduğum doğumu yaşadım. Eşim yanımdaydı. Doktorum epizyotomiyi çok gerekli haller dışında açmıyor. Epizyotomi açılmadı. Doğumun kendi seyrinde ilerlemesi için fırsat verildi ki bu fırsatı size sağlayacak olan doğum ekibinin sayısı ne yazık ki oldukça az. Baş çıkarken önemsiz bir yanma hissim oldu. Yanma hissi gelince başın geldiğini kitaplardan okumuştum zaten. Birkaç ıkınmadan sonra oğlumun ağlama sesini duydum.Nasıl güzel bir duygu…Anlatmak mümkün değil…Göz yaşlarına boğulurum sanıyordum, hem eşim hem de kendim için ; ama şaşkınlık göz yaşlarımızı tutu  Hepimiz çok şaşkındık sanırım. Oğlumu kucağıma koydular he men  ben konuşmaya başlayınca, sesimi duyunca sustu, uzun uzun konuştum. Gözlerinin içine baktım. O anları unutamıyorum. Böyle bir mutluluk olamaz. Tarif edilebilecek bir şey değil. Hayatımda yaşadığım en inanılmaz anlardı. Oğlumuza 19 Kasım saat 17.40′ da kavuştuk, büyük bir aşkla bağlandık.

Ben oğlumla konuşurken, kavuşmuşken doktorum birkaç sıyrık dikiyordu. Hiç hissetmedim bile. Plasentanın doğumuyla da doğum sürecimiz sonlandı. Plasentayı da aldık eve getirdik. Uygun bir zamanda büyük bir saksıya gömeceğim.Kordonun kesilmesi için uzun süre beklendi. Atım durdu, ondan sonra eşim kesti kordonunu.

Yıkanmadı, eşimle de ten tene temas sağlandı. Kontrole götürülürken eşim de gitti yanında. İçeriye girememiş; ama beklemiş hemen yakında.

Doğumhaneden yürüyerek çıktım. Giyecek giysim olmadığı için hastane önlüğü giydim. Oğluma da hastaneden giysi verdiler. Spontanlıktan tam puan alabiliriz🙂

Her işimi yapabildim doğumdan sonra, oğlumu emzirdim, altını değiştirdim, giysilerini değiştirdim, doğum bitince büyük bir rahatlama hissi de geliyor.

Gerek hastane ortamı ( Özel Göztepe Hastanesi ), gerek doktorum Gülnihal Bülbül, gerek ebemiz Özlem Karabulut, hepsi de ayrı ilgiliydi, ayrı yardımcıydı. Doğum ekibimiz mükemmeldi. Kalabalık yoktu, eşim, ben, Özlem, Gülnihal Hanım, Sezen Ebe o kadar. Doktorum, bebeğin doğumunun farklı olduğunu ve doğuma yaraşır bir çocuk olacağını düşündüğünü söyledi. Oğlum her anlamda çok güçlü bir bebekti .

Kısacası doğum asla korkulacak bir olay değil, doğal bir süreç, doğum keyifli…doğum güzel…Oğlumun boynunda kordon olduğu için doğum boyunca nst ye bağlı kaldım. Arada ben de kontrol ettim, ekrandan .

Tıbbi bir zorunluluk olmadıkça her bebeğin ve annenin hakkı diye düşünüyorum normal doğum. Kendimize güvenirsek bedenimiz ve bebeğimiz ne yapması gerektiğini biliyor. Anne adayı yalnızca ıkınıyor, inanın başka hiçbir şey yok. Ikınma hissi gelince zaten istemsiz ıkınıyosunuz.

Doğumdan sonra hastane ekibi beni bu kadar kolay doğurduğum için tebrik etti. Hızlı ilerleyen, kolay, doğal, güzel bir doğum oldu . Ağrı eşiğimin yüksek olduğunu söylediler bence hamilelik sürecinde yaptığım imgelemelerin etkisi büyük oldu.

Eğitimin çok faydası olduğuna inanıyorum. İyi ki katılmışım.

Herkes için güzel bir anı oldu, en çok bizim için tabii…İkimizden Bir Parça Can’ım oğlumuza kavuştuk.

Hayatımızın en unutulmaz anı oldu.

www.ikimizdenbirparca.com

Doğmamış Bebekle İletişim

Robyn Sheldon’la söyleşimin HT Hayat’ta yayınlanan versiyonu için tıklayın…

Robyn Sheldon doğumda

İki hamileliğimde de karnımdaki bebeklerimle güçlü bir iletişim içindeydim.  İki seferde de hamile kaldığımı anında farketmiştim.  Ultrasonda görüntülemeye ihtiyaç duymadan ilk seferinde kızım olacağını, ikincisinde oğlum olacağını biliyordum.  Tahmin etmiyordum, büyük bir kesinlikle biliyordum.  Zaten hamilelikle iyice artmış ve canlanmış olan rüyalarımda onları defalarca gördüm.  Zamanı geldiğinde bana isimlerini de söylediler. Ne isim koyalım diye düşünmedim hiç. Bir an içimde, bütün hücrelerimde hissediverdim isimlerinin ne olduğunu. Tane Tane’ydi, Kayra Kayra’ydı. Başka da bir ihtimal yoktu. Bu bağı öylesine güçlü hissediyordum ki bazen şimdiki bağımız bile bu kadar kuvvetli değil mi acaba diye sorguluyorum kendimi.

Velhasıl doğmamış bebekle ruhsal bağlantı benim için çok gerçek ve bir o kadar da heyecan verici bir konu.  Bu nedenle aynı tutkuyu paylaşan ve bu konuyu doğum profesyonellerine, bebek bekleyenlere, bebek isteyenlere öğretmek için dünyayı dolaşan Robyn Sheldon’ın Nisan sonundaki İstanbul seyahati konusunda çok heyecanlıyım. Tecrübeli ebe, doula eğitmeni ve meditasyon uygulayıcısı Robyn 24-26 Nisan 2015 tarihleri arasında DOUM’da Ruhsal Birleşme Kolaylaştırıcılık Eğitimi’ne giriş çalışması yapacak.

Robyn’e doğmamış bebekle ruhsal bağlantı hakkıında sorular sordum.

-Anneyle doğmamış bebeği arasındaki ruhsal bağlantı nedir?

Anneler ile doğmuş, doğmamış, hatta henüz yaratılmamış bebekleri ruhsal düzlemde bağlantı kurabilirler. Ruhsal bağlanma çalışmaları bu bağlantıyı kolaylaştırmak için yapılır. Çalışma sırasında ebeveynler kendi içsel bilgeliklerine bağlanabilecekleri ve böylelikle bebeklerinin ruhsal özünü ve bilgeliğini hissetmeye başlayabilecekleri rahat ve meditatif bir zihinsel alana doğru yönlendirilirler.

Roby

Robyn Sheldon

Bebekle iletişimin birçok yolu var. Ebeveynlerin birçoğu karnında büyüyen bebeğin varlığının farkında olur, onunla konuşur ve sıklıkla ona dokunur. Ruhsal bağlantı öğrencilerimden Rose, bebeklerini rahmine yerleştikleri andan itibaren hissedebiliyor, cinsiyetlerini, ihtiyaçlarını, isimlerini, dünyaya geliş nedenlerini biliyor, annelerinden ne istediklerini anlıyor. Ruhsal bağlantı çalışması yaparak bu bağı daha da kuvvetlendiriyor. Ebeveynlerin birçoğu bebekleriyle benzer bir bağ hissetmek istedikleri için bu çalışmalara geliyor. Bazı ebeveynler ise yalnız bebeklerini biraz daha fazla hissetmek, ona biraz daha odaklanmak için geliyor. Onlar için bu çalışma karınlarındaki bebeği daha gerçek kılıyor.

-Doğumdan sonra veya büyürken bu bağın bebeğe nasıl bir faydası var?

Ebeveynler bir kez çocuklarının ruhsal bilgeliğini farkedince, onu yardıma ihtiyacı olan bir bebek olarak görmekten vazgeçiyor. Aksine onu, kendi yaşam yolu ve amacı olan, kendilerine denk bir birey olarak görmeye başlıyorlar. Görevlerinin onu değiştirmek değil, desteklemek olduğunu anlıyorlar. Bu, anne-babaların çocuklarını nasıl gördüklerini ve onu nasıl yetiştirdiklerini temelden değiştiriyor. Bir bebeği gerçekte olduğu gibi gördüğünüz zaman, doğumdan gelen, hakiki özelliklerini koruması daha kolay oluyor.

-Bir ebe olarak çalışırken ruhsal bağlanmadan nasıl  faydalanıyorsunuz?

Anneleri ve eşlerini doğum boyunca bebekleriyle derin bağlantıda kalmaları için yüreklendiririm.  Bebeğin ikamet ettiği üst bilince bağlanabilen anne, daha rahat doğum yapar. Öyle görülüyor ki doğum sırasında anne-babaları onlarla bağlantıda kalırsa, bu bebeklere de fazlasıyla yardımcı oluyor. Bu şekilde, normal şartlarda bebekler için oldukça huzursuz edici olabilen sezaryen doğumlarda bile, tıpkı en sakin ve kolay doğal doğumla dünyaya gelmiş gibi sükunet içinde doğan bebekler gördüm.

-Şahit olduğunuz ilginç hikayeler var mı?

Kitabımda da bahsettiğim bebek Michael’ın anne karnındayken kalbinde delik olduğu tesbit edilmişti. Ruhsal bağlanma çalışmalarımızdan birinde, Michael o deliğin oluşmasına neden olan duygusal travmadan bahsetti ve ebeveynlerinin bu enerjiyi temizlemesi durumunda iyileşeceğine dair söz verdi. 6 hafta sonraki ultrasonda Michael’ın kalbi iyileşmişti.

Anne-babalardan sıklıkla duyduğum şey, bebeklerinin doğdukları zaman ruhsal bağlantı çalışmalarında hissettikleri bebeklere çok benzedikleri. Çalışma sırasında bebeklerini yalnızca sembolik olarak görsellemiş de olsalar doğduktan sonra bu benzerliği farkedebiliyorlar. Mesela, doğmamış bebeklerini cin gibi, minik, hareketli, bol bol gülümseyen bir melek olarak tarif eden annenin bebeği doğduğunda veya 2-3 yaşına geldiğinde aynen öyle görünebiliyor.

Kimi zaman bebekler anne babalarından çözülmemiş meselelerini çözüme kavuşturmalarını isterler.  Mesela bir bebek babasının kendi doğumundan beri taşıdığı ve ardı ardına gelen ayrılıklara sebep olarak hayatını ele geçiren ayrılık korkusu üzerinde çalışması istemişti. Başka bir bebek, çok hareketli ve yorucu bir hayat tarzı olan annesinin yogaya başlamasını, hayatına rahatlama getirmesini istemişti. Bebekler anne-babalarını farklı farklı şekillerde yönlendiriyorlar. Ancak bazen çalışma çok basit, yalnızca gelen ruhun güzelliğine dokunmaktan ibaret oluyor. En etkili çalışmalar da aslında bunlar olabiliyor.

Robyn Sheldon doğumdan sonra anne ve bebekle çalışıyor

Robyn Sheldon doğumdan sonra anne ve bebekle çalışıyor

-Medikalize doğumların hakim olduğu ortamlarda anneler ruhsal bağlantıdan nasıl faydalanabilirler

Bu tarz doğum ortamlarında ruhsal bağlantı özellikle faydalı bir araç. Çünkü etraflarında ne yaşanırsa yaşansın, bebeklerine ruhsal seviyede bağlı kalarak, anneler kendileri için kutsal bir doğum alanı yaratabilirler. Olur da bebek doğumdan sonra küvezde kalmak zorunda kalırsa, aktif görselleme yönetmleriyle ebeveynler bebekleriyle bu bağlantıyı sürdürebilir. Böylece bebeklerinin yaşayabileceği ayrılık kaygısını hafifletebilirler.

-Ruhsal bağlantı kolaylaştırıcıları ailelere nasıl destek verirler?

Kolaylaştırıcının görevi, ebeveynlerin yargısız şekilde kendi iç bilgeliklerini takip edebilecekleri, güvenli, kutsal bir alan yaratmaktır.  Dolayısıyla kolaylaştırıcının çok sakin ve destekleyici olması gerekir. Bu sağlandıktan sonra çalışma zaten kendi kendine gerçekleşiyor. Çalışmada anne babalar kendi yüksek benliklerine veya içsel bilgeliklerine bağlanır.  Bu bağlantı da onlara bebekleriyle nasıl bağlantıya geçeceklerini gösterir.

-Ruhsal bağlanma kolaylaştırıcılık eğitimi nasıl bir eğitim?

Bu 18 aya yayılan derin bir kişisel gelişim yolculuğu. Ruhsal bağlantının mümkün olduğu sağlam bir alan sunabilmek için kolaylaştırıcının öncelikle kişisel meseleleri ile uğraşmış olması gerekiyor. Bu nedenle eğitimin büyük çoğunluğu kendi meselelerimizi temizlemekten, kişisel gelişimden ibaret.  İstanbul’a geldiğim zaman bu eğitime giriş niteliğinde bir çalışma sunacağım.

Robyn Sheldon 2015 içerisinde DOUMda iki tane eğitim verecek:

Ruhsal Bağlantı Kolaylaştırıcılık Eğitimine Giriş 24-26 Nisan 2015

Doula (Doğum Destekçisi Eğitimi) 29 Ağustos-5 Eylül 2015

Başak Kutlu Atay

Doğum hazırlık ve hamile yogası eğitmeni

www.do-um.com

Doğum tatlı birşey değildir

Doğum tatlı birşey değildir. Bir insanın başına gelebilecek en yoğun deneyimdir. Eğer onunla savaşırsan bitersin.

Mistikler fazla enerjiyle sarhoş olmaktan baseder ya. Kadında kasılmaları içinde tutmaya çalışmak veya sancı çekmek yerine, doğum fırtınasını aynen böyle yaşayabilir.

-Leboyer

Kayra doğum - Leboyer

Ücretsiz Doula Hizmeti

iStock_000016559829XSmallDOUM her sene İçsel Doğum Doula Eğitimine ev sahipliği yapıyor.  Bu eğitimin ardından ve eğitim süresince her doulanın belirli bir sayıda doğuma ücretsiz olarak destek vermesi gerekiyor.

Şu anda 4. dönem doulalarımıza şanslı gebeler arıyoruz!  Eğer doğumunuza ücretsiz olarak katılacak bir doula ile tanışmak istiyorsanız bize yazın: do-um@do-um.com.  Lütfen emailinizde aşağıdaki bilgilere de yer verin:

-Beklenen doğum tarihiniz

-Yaşadığınız semt (Şu anda sadece İstanbul içinde)

-Doğum yapmayı planladığınız hastane

-Doktorunuzun ismi

-İletişim numarası

Beklenen doğum tarihiniz civarında müsait bir doulamız olup olmadığına dair size en yakın sürede geri döneceğiz.

“Doula kimdir, ne yapar?” merak ediyorsanız tıklayın…

5. dönem İçsel Doğum doulaları eğitime başladı.

5. dönem İçsel Doğum doulaları eğitime başladı.

“Tanımadığım biri doğumumda bana nasıl destek olabilir?  Rahat hissedebilir miyim?” gibi endişeleriniz varsa merak etmeyin doğumdan önce doulanız lie vakit geçirmek için bolca zamanınız olacak.  Doğumunuzda bulunacak kişilerle rahat hissetmeniz çok önemli.  Dolayısıyla doula adayınızın doğumunuzda bulunmasını isteyip istemediğinize onunla tanıştıktan sonra karar verebilirsiniz.

Ali, İpek, Tuba ve Armağan’ın Doğumu

Blogumuzda hem DOUM ailelerinin hikayelerine hem diğer ailelerden gelen hikayelere, hem olumlu hem olumsuz, hem normal hem sezaryen doğum hikayelerine yer veriyoruz.  Bu nedenle hikayeleri aşağıdaki gibi kısaca işaretliyoruz.  Böylece hangilerini okumak istediğinize önceden karar verebilirsiniz.

Öğrenci doula desteğiyle 42. haftada sezaryen doğum, SSVD denemesi

Doula: Linet Morhayım

DOUM ailesi: Evet

tuba ve bebegiMerhaba,
Sizin sayenizde 2.doğumumu Linet Morhayım eşliğinde Maslak Acıbadem’de yaptım. İlk bebeğim yan döndüğünden sezaryen olmak zorunda kalmıştım. Halbuki 38 hafta boyunca haftada 4-5 yüzmüş, egzersiz yapmış ve psikolojik olarak hazırlanmıştım. Bir hayalkırıklığı idi benim için ama epidural sezaryenle kızımı Ocak 2012’de kucağıma sağlıkla almıştım.Bu defa yine en bastan normal doguma hazırlandım. 42 hafta dolana kadar bekledim. Linet hanım olmasa bu 42 afta kesinlikle zor geçerdi. 36. haftamda taşındım mesela, hep beni sakinkeştirdi. Yavaşlamama yardımcı oldu. Son haftamda her gün gevşeme egzersizleri yaptırdı. Her zorlandığımda bana şifa oldu, moral verdi çünkü az kilo almama rağmen son haftalar bedenimi zorluyordu. Siyatik ve reflü dışında pek bir şikayetim yoktu.

Yine de önemli olan ona ne zaman ihtiyaç duysam ulaşabildim. Bana kısa bir form doldurttu ve o formla kendi durumuma olan farkındalığım arttı ve nelere karşılaşacağıma dair anlayışım gelişti. O olmasa sükunet içinde hastaneye varamazdım. Beni hep yüreklendirdi fakat oğlum gelmemekte direndi. 42 hafta biterken sabah hastaneye gittik. O eşim ve ben. Hastanede rahim gevşemesi için hap verdiler. Küçük kasılmalar başladı ama saat 15:00’e kadar açılma gerçekleşmedi. Doğum üzerine konuştuk, egzersiz yaptık. Linet Hanım eşime masaj noktalarını öğretti. O da bana yardımcı oldu. Saat 15:00 oldugunda açılma olmaz ise sezaryen gerektiğini söylediler. Bebeğim büyükmüş ve başı rahimağzına baskı yapamıyormuş. tüm gün sadece 4,5 cm açılmışım. Bu benim için büyük hayalkırıklığı idi. O kadar üzüldüm ki nişan geldi. Ardından şiddetli bir sancı silsilesi ile doğumun aktif fazı başladı. Suyum da 3 seferde geldi. Tüm bunlar olup biterken Linet Hanım, derin nefes almamı, rahat edeceğim pozisyonu bulabileceğimi ve sakinleşmemi söylüyordu. Suyum gelse de rahat ol, bunlar normal, iyi işaretler dedi. Her bir sancı beni oğluma yaklaştırıyordu, bana bunu hatırlatıyordu. Sancılar 1 dakika ara ile geliyordu ve ben oturamıyor, yatamıyor, konuşamıyordum. Pilates topunda oturmayı deniyordum. Beni yine de ameliyathaneye aldılar. Ikınma hissim var mı diye sordular, yok dedim. (keşke var mı deseydim? ama yoktu😦 dürüst olmak gerekirse) son defa açıklığımı kontrol etti doktorum. Bu çok canımı yakan bir durumdu ama “hala açılmamış” dedi. “Risk görüyorum ve bekleyemem” dedi. Maalesef spinal anastezi ile bebeği çıkardılar. 4 kilo 100 gr bir oğlan, sağlıklı, toparlak suratlı ve huzurlu bir oğlan. Düşününce ve göz önüne getirince hala gözlerim doluyor. İki bebeğimi de normal doğurmak çok istedim. Ne ağrı ne korku, hiçbirine yenilmedim ama bir şekilde olmadı. Linet Hanım, bu ruh halime de destek oldu. Doğumdan sonra beni hep kontrol etti. Ne zaman aklıma gelip gözyaşlarına boğulsam, bana ne kadar şanslı olduğumu, ihtiyacım olan herseye sahip olduğumu, oğlum ve benim sağlıklı olduğumu hatırlattı. Hala da hatırlatıyor. Dikişlerime nasıl bakmam gerektiğini, beslenmemi, göğüslerime bakımı. 

Benim için şifa oldu kendisi, yaşam boyu görüşeceğim big dost, bir anne kazandım. Ben doğumda annemi istemedim, kalabalık istemedim ama biri lazımdı. Eşimin deneyimi yoktu ama gayreti vardı, bana olan şefkati. Linet Hanım aralarda bizi yalnız bırakarak güçlenmemizi teşvik etti. Kısacası nerede olacağını ve olmayacağını hepsini çok güzel ayarladı. İhtiyacım olan desteği gördüm. Do-um’a bu destek için çok teşekkür ederim. Linet Hanım’a da sizin nezdinizde bir defa daha teşekkür ederim.Tuba