Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Haziran 2012

Doğum konusunda Türk doktorlarından sık sık duyduğum ve beni sinirlendiren birşey var: ‘Yabancılar doğurabilir. Bizim kadınımız doğuramıyor’, ‘Bizim kadınımız pek nazlı.’, ‘Epiduralsiz doğum yapıyorum. Ama yalnızca yabancılarla.’  Bir diğeri de şu:  ‘Buraya gelip ciyak ciyak bağırıyorlar.’, ‘Hazırlanmadan geliyorlar, sonra burayı inletiyorlar.’ Bağırmadan rahatsız olan doktor ve sağlık personeli ne kadar da garip. Zira bağırmak doğumun çok doğal bir parçası. Hiç ses çıkarmadan doğuran kadınlar yok mu?  Elbette var.  Aşağıdaki videodaki gibi.  Ama azınlıkta.

 

Bir de şunu söylüyorlar ki anlamakta zorlanıyordum: ‘Türk kadını doğumda sesini kullanmayı bilmiyor. Bağırmıyor, çığlık atıyor.’ ‘Doğruluk payı olabilir; korkudan herhalde.’ diye düşünüyordum. Geçenlerde buradaki ebemle sohbet ederken asıl meselenin ne olduğunu anladım. ‘Buradaki Türk kadınlarına neden doğuma hazırlık ders vermiyorsun?  Seslerini kullanmakta zorlanıyorlar.’ dedi. O da aynı şekilde tiz çığlıklar attıklarından bahsetti. Onunla konuşurken anladım ki bu tamamen bastırılmış cinselliğimizle ilgili.

Doğumda sesini kullanan kadın aslanlar gibi kükrer, kurtlar gibi ulur. Bilen bilir, çok acayip bir sestir o. İlk defa duyduğunuzda ağlarsınız, korkarsınız, belki rahatsız olursunuz. Çok derinlerde bir yerlere dokunur. Çünkü o ses çiğdir, hayvanidir, başka bir dünyadan gelir. Doğumdan sonra sorduklarında şöyle şeyler söyler kadınlar:

-Ölümle yaşam arasında bir yerdeydim. O kadar yoğundu ki, bu yoğunluğu bir şekilde boşaltmalıydım.
-Çok bağırdım ama acıdan değil.
-Çıkardığım sesleri dinlemek ağrı hissetmemi engelledi.
-Ben doğumda gerçek sesimi buldum.

Primal bir sestir o. Bu sese dayanmak için sizin de cinselliğinizle barışık olmanız gerekir.  İşte bu yüzden rahatsız olur kimi eş, kimi doktor, kimi hemşire.  Kendi kadınlığıyla, erkekliğiyle, cinselliğiyle, bedeniyle barışık olmayan kolay kolay dayanamaz bu sese. Bu ses acının sesi değil, cinselliğin, kadının gücünün sesidir. İşte bu yüzden bizim kadınımızdan kolayca çıkıvermez doğumun gerçek sesi. Tabular, baskılar altında ezilen kadın bir anda çırılçıplak kalamaz, sığınır kalıplarına, tiz çığlıklar atar.

İşte bu yüzden unuttuysanız eğer doğumdan önce kadınlığınızı hatırlayın, bedeninizle yeniden ilişki kurun.  Bunları yapın ki uluyarak, kükreyerek doğurun.

Ben sesimle pek de barışık olmayan biriyim. Utanırım sesimi kullanmaya. Kimsenin yanında şarki söyleyemem. Ama doğumda aslan gibiydim o ayrı. Sanmam ki hastanede duymayan kalmış olsun.  Yani nasıl bir sesiniz olduğu, yüksek sesle mi, alçak sesle mi konuştuğunuz, normalde sesinizi yükseltip yükseltmediğinizle de alakası yok bu işin.

Doğuma hazırlık derslerimizde ses üzerinde de çalışıyoruz.  Doğum yapan kadın sesi dinliyoruz, nasıl hissettiğimize bakıyoruz, hep birlikte sesimizi kullanmayı deniyoruz.  Benim buradaki ebem yalnızca ses üzerinden bir doğuma hazırlık eğitimi yapıyor.  Bu eğitimi vermeyi bana da öğretecek. Benim gibi biri için hem korkutucu hem de çok heyecanlı!

Başak

Doğuma Hazırlık ve Hamile Yogası Eğitmeni

www.do-um.com

Reklamlar

Read Full Post »