Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Nisan 2014

Normal doğum yapmak isteyen ancak bu süreçte o veya bu şekilde doktorları tarafından sezaryen doğuma yönlendirilen kadınlar; doğal doğum yapmak isteyen ama kendilerine yardımcı olacak doktoru bulmakta zorlanan kadınlar; SSVD (sezaryen sonrası vajinal doğum) yapmak isteyen, bunun için kapı kapı doktor/hastane dolaşan kadınlar; doğum sırasında gereksiz müdahalelere maruz kalan, sonunda sezaryen olan kadınlar… Kısacası biz, bir sürü kadın, doktorlara kızıyoruz.  ‘Parayı düşünüyorlar, zaman harcamak istemiyorlar, kendilerini ne zannediyorlar?’ diyoruz.  Evet, bunları diyoruz.  Ve elbette sezaryen oranlarının bu kadar yüksek olmasında doktorların yönlendirmesi etkili.  Kadın doğum uzmanlarımızın kadınların büyük bir kısmını sezaryen doğuma yönlendirmesinin bir sürü olası nedeni var.

look mature male surgeon in medical maskEvet, doktorların bir kısmı planlı sezaryenler ile günlerini daha iyi planlayabiliyor, daha az zamanda daha çok doğum yaptırabiliyor, daha fazla kazanabiliyorlar.  Evet, planlı sezaryen onlar için çoğu zaman daha kolay.  Eve ne zaman döneceklerini biliyorlar, rahatça tatile çıkıyorlar, vs vs.  Ve evet bazı doktorlar kadınları sonunda sezaryene yönlendireceklerini bildikleri halde bu konuda dürüst davranmıyor, son ana kadar normal doğumu destekleyeceklermiş gibi yapıyorlar.  Ve bütün bunların savunulacak bir tarafı yok.

Ancak doktorların sezaryen tercih etme sebeplerinin birçoğu ‘kötü niyetli’ değil.  En azından bazıları anlaşılabilir:

-Olmayı, durmayı, beklemeyi değil; yapmayı tercih ediyorlar.  Ama bu günümüzde hepimizin sorunu, durumu.  Yalnızca doktorların değil.  Belki mesleki deformasyon ile doktorlarda bir miktar daha fazla bulunuyor olabilir.

-Hepimiz gibi onlar da belirsizliği sevmiyorlar.  Normal doğum ise belirsizliğin ta kendisi!  Oysa bir ameliyatın kontrol altında tutulması nispeten daha kolay.

-Karşılarındaki kadının/ailenin bilgisine, kararlılığına, kendi doğumunun sorumluluğunu paylaşacağına inanmıyorlar.

-‘Neden sezaryen yapmadın?’ sorusunu duymak istemiyor, kendilerini malpraktis davalarına karşı korumak istiyorlar.

Ve baktığımızda aynı doktorlar, kendileri hamile kaldıklarında veya eşlerinin, kızlarının doğumları için de sezaryen doğumu tercih ediyorlar. Baştan sezaryen doğuma karar vermiş olan, normal doğumdan korkan birçok kadına sorduğunuzda doktor olan aile dostu, akrabası vs. kendisine sezaryen doğum tavsiye etmiş oluyor.  Yani sezaryen doğumun gerçekten ‘daha iyi’, ‘daha güvenli’ olduğuna inanıyorlar.  Meslekleri ve eğitimleri nedeniyle  riske odaklı oluyor ve belki anne ve bebeğin hayatta kalma oranı onlar için en önemli ve hatta tek faktör haline geliyor.

Bu da anlaşılabilir.  Ancak kabul edilebilir değil.  Evet, sağlıklı anne, sağlıklı bebek çok önemli.  Ancak önemli olan tek şey bu değil.  Doğumun nasıl gerçekleştiği de önemli ve bunun hem annenin hem de bebeğim fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerindeki etkileri büyük (bu etkiler başka bir yazının konusu).  Sağlık çalışanları olarak insana bir bütün olarak bakmayı öğrenmek doktorların da sorumluluğu.

Elbette ve malesef bir de kadın-erkek meselesi var.  Doktorlarımızın çoğu erkek ve doğum ‘erkek’ dünya tarafından kontrol ediliyor.  Kadın kısmına bırakılmayacak kadar önemli bir konu.  Ve tabii bu da başka bir yazının konusu… 🙂

art of giving birthBütün bunlar şimdiye kadar dikkatimi çekenlerdi.  Şimdilerde Fredrick Leboyer’in The Art of Giving Birth adlı kitabını okuyorum.  Ve şimdiye kadar çok da fazla kafa yormadığım birşey ile karşılaştım.  Doktorların kendi doğum travmaları.  Doğum yapacak kadınların kendi doğumları ile yüzleşmeleri, çalışmalarından hep bahsediyoruz.  Doğumun cinsellikle ve sağlık çalışanlarının kendi cinsellikleriyle ilişkisine de daha önce değinmiştim ama bu yeni.

Şöyle diyor Leboyer:

“Burada önemli bir soru var:  Doktorlar neden böyle davranıyor?  Paranın çekiciliği mi?  Doğumda başrol oyuncusu mu olmak istiyorlar? Evet, kimi zaman.  Ama bunlar en önemli etkenler değil.  Bunlardan çok daha büyük oranda, doğumun risklerle dolu olduğuna inanıyorlar.

Bu yanlış inanç nereden kaynaklanıyor?  Bu, kadın doğum uzmanlarının, kendilerinin travmatik şekillerde dünyaya gelmiş olduğu gerçekliğine dayanıyor. Hayatlarının bu sevimsiz başlangıcının bilinçaltındaki hatırası varlıklarının en derin katmanlarına kazınmış ve onları yaralarının acılarını oldukça takıntılı bir şekilde tekrar tekrar yaşamalarını sağlayacak kariyeri seçmeye yönlendirmiştir.”

Hımmm.  İddialı.  Çok sert.  Tam Leboyer.  Hem çok hassas, yumuşacık.  Hem de her satırında tokatlıyor insanı.  Kıvılcımlar yakıyor.  Kimbilir kaç kadın Birth Without Violence‘ı okuduktan sonra doğumuna, bebeğine sahip çıktı?  Kaç kadın Leboyer’in satırlarıyla ebe olmaya karar verdi?

Bu satırlar da bir kıvılcım yaktı içimde.  Dünyayı güzel doğumlar iyileştirecek.  Doğumlarımızı güzelleştirmek için doktorlarımızı da iyileştirmeliyiz…

Başak Kutlu Atay

http://www.do-um.com

Reklamlar

Read Full Post »